Ana içeriğe atla

Yeni bir şey daha buldum.

Soruyu çözmek, 'belki' onu tanımak için burdayız. Soruya 'gerçek' mantık ile baktığımızda bir şıkkımızın yanlış olduğunu öğrenebiliyoruz. Yani örnek vereyim: En mantıklı soruyu, düşünmemizin başında hiçlik olarak kabul ediyoruz. "O kendini nasıl yarattı? O, tüm güce sahip ise neden bize ihtiyaç duyuyor ve yaratıyor? Bunlar mantıksız. Çünkü düşününce mantıklı olan hiçlik olduğunu 'düşüncemizle' farkediyoruz zaten." Şıkkın ve örneğin yanlış olduğunu, yaşam, yani hayatta olmamız veriyor. Eğer hiçlik mantıklı olsaydı biz burada olmazdık. Bu döngü kısır döngü. Başı var, sonu yok. Başlangıcı ve sonu yok diye düşünüyordum. Evet, başlangıcı ve sonu yok. Ama eserinin başlangıcı ve sonu yok. Kendisinin başlangıcı var (Sonu varmı, bilmiyoruz.). Size şu resim ile örnek vereyim: "resim"
Biraz zor olacak ama bu zorluğu başarma ihtimalim hala var. Zorluğun adı: farkındalık ve gurur. Yani bunların kötü yanı da var. Kötü yanı ise doğru olduğuna dair yüzde yüz emin olduğun şeyin bir mantıksızlık kaçağı olduğuna tamamen inanma zorluğu. Birden değişikliği yapamıyorum. Düşüncem biraz engel oluyor. Duygularım engel oluyor. Bu sevdiğim düşüncelerden uzaklaşmak çok zorlayacak. Aslında uzaklaşmama gerek yok. Değiştirebilir, yama yapar, düzeltebilirim ve tekrar eskisi gibi kullanabilirim. Bu düşüncelerimi kullanarak yazar olurum, size aktarırım, yeni ve zaman geçirecek düşünceler bulurum; para kazanırım. Sonra da... Off çok karışık. Uzun zamandır kesinleştirdiğim o inancın saçmalığı problemini birden silmek inanılmaz zor. Hala mantıksız geliyor fakat üstteki yazdıklarımı okuduğumda üsttekiler daha mantıklı geliyor. Ama sadece okuduğumda mantıklı geliyor. Yaşamaya devam ettiğimde yine soğuyorum o üstteki yazdıklarımdan. Çünkü gururuma yediremiyorum. O kadar üstünde durduğum, savunduğum, doğru olduğuna herşeyimle inandığım düşüncelerim yanlış çıkıyor. Hayal kırıklığındayım. "Nasıl yaparım? Oysa ki herkesten farklı düşüncelere, daha geniş farkındalığa sahibim." Bunları gururum söylüyor. Onun bir suçu yok. O kötü olmayı istememiş, sadece iyi olmayı öğretmemişler. Sadece filmde kötü karakter rolünü oynuyor. İyi karakter rolünde olsaydı pek mutlu olamayacaktı. Çünkü başaramayacaktı. O öyle yaratılmıştı. Neden yaratılmıştı sorusu aklıma geldiğinde artık üstteki yazdıklarım direk aklıma gelmeye başladı (Artık islam dini sanki mantıklı geliyor bana. Ama hala inanılmaz mantıklı gelmiyor. Belki ismi de bu yüzden inanç. Matematik denklemlerindeki hiçbir ipucu verilmeyen, o x=? sorusu gibi. Bilim ve mantık hiçbir zaman çözemeyecek gibi.). Bir sonraki hedefim, gururumu yenmek olacak sanırım. Ama ondan önce konsantrasyon gerekiyor. Sadece paylaşmak istedim. Nedenini söylemek istemiyorum.
Not: Lütfen gülme eylemi ile ilgili ifadeleri atmayın. Bu çok rencide edici bir şey. Çünkü insan aşağılama, küçük düşürme eylemlerini gülerken de yapıyor. Bazen farkındayken, bazen ise farkında değilken yapıyor. (Bazı gülme eylemlerinde inanılmaz az da olsa var.). Sadece yorum yazarsanız, küçük düşürmenizi istemiyorum. Başka nedeni yok.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atraksiyon ariyorum ve bilinmeyeni ogrenmeyi amaçlıyorum (zorunda oldugum icin)

Arkadaşımla üniversite diplomasinin önemini konuşuyorduk. Bir kaç gün sonra evrim ağacının bu konuyla alakalı videosunu izleyip ona attım. Sonra bir şeyler yazdı ve benim aklıma sanırım dördüncü veya beşinci sefer izlediğim doktor strange (farklı düşüncelere dalmami sağlayan derin duygularla izleten filmleri tekrar tekrar izlerim) filmini izledikten sonra mesaja baktığımda bu yazdıklarım geldi.  Bu videodan sonra bende başka bir düşünce oluştu. Okul okuyup iyi bir gelecek kurmak, iyi bir evlilik yapıp “iyi” bir hayat yaşamakla; kötü yaşamak arasında aslında çok da büyük bir fark yok gibi geliyor. Aradaki fark, sadece beynimizde kurduğumuz planların bize mantıklı gelmesi ve onları uygulamaya çalışmamızdan ibaret. Oysa bu planlar her an değişebilir. Daha iyiye de gidebilir, daha kötüye de. Ama aslında bunun da çok bir önemi yok. Şöyle düşünüyorum: Hayatta kalma mantığıyla ilerleyen evrimsel değişimimizde, ihtiyacımız olan şeyler gelişiyor, kullanmadıklarımız köreliyor. Beyin de tamam...
Eskiden söylediklerimin arkasındayım. Bir mutluluk, iki mutsuzluk getiriyor. Şu an mutlu günümdeyim. Nedense pek kullanmaya çekindiğim, kullanmayı sevmediğim o kelime, huzur var. Sanki o depderin düşünceden yavaşça uzaklaşıyor, böyle kalıyor gibiyim. İçimde her zaman gülümseme, gülme geliyor (Hala yazmadığımı fark ettiğim, çok önceden düşündüğüm durum:  Gülmek, mutluluk ve mutlu edici şeyler ile, güçlü olmakla veya buna benzer durumlarla alakalı değildir. Aşağılanan şeylere güleriz. Aşağılanan şeylere güldüğümüzde ise aşağılanan kişi kendini kötü hisseder. Bazen çok üzülür, bazen üzüldüğünü hissetmez ama yine de üzülür. Bunu akılda düşünüp, örnek verdiğimizde sen de fark edeceksin. Şöyle bir şey de var ki gülümseme ile gülme eylemi aynı değildir. Asıl gülme ile alakası olmayan gülümseme eylemi ve ağlamak, mutluluk ve mutlu edici şeyler ile alakalıdır. ) Ben bu aralar içten içten kahkaha atıyorum. Diğer insanların hallerine gülüyorum. Bu iki sene içindeki ben değilim. Çok değişmeye ...

ne yapacağım

Kaç gündür ne yaptığımı bilmiyorum. Üniversitede yapacak hiçbir şeyim yok. Ya arkadaşlarımla içiyoruz ya da boş boş kafede oturuyoruz. Artık yurtta oturmaktan sıkılıyorum. Eskiden sevgilim varken her gün dışarı çıktığım için bir alışkanlık edindim ama o olmadığı zaman ne yaptığımı bilmiyorum. Hiçbir ciddiyetim kalmadı artık. Sevililikle tam olarak bir alakası yok. Üniversitedeki o eski heyecanım da kalmadı. Bazen bırakıp, babamın dükkanına şimdi geçsem diyorum ama üniversiteden gidersem çok şey kaybederim diye düşünüyorum. Üniversitedeki felsefe derslerine çalışmak hiçbir şey kazandırmayacakmış gibi geliyor artık. Bu yüzden hiçbir şekilde kitapları açmıyorum, yapmanın bir mantığı yok gibi geliyor. Gerçi bu aralar yeni sevgili bulma ümidiyle bi buhran bi mutlu hissedip durdum, ondan da olabilir. Amına koyduğumun hayatında diğer insanlar ne yaptığını biliyor gibi gözüküyor, ben bilmiyorum. Belki de yaptığımız şeyleri çok düşündüğüm için bilmediğimi öğrendim. Ya da dopamin fazlalığından s...