Arkadaşımla üniversite diplomasinin önemini konuşuyorduk. Bir kaç gün sonra evrim ağacının bu konuyla alakalı videosunu izleyip ona attım. Sonra bir şeyler yazdı ve benim aklıma sanırım dördüncü veya beşinci sefer izlediğim doktor strange (farklı düşüncelere dalmami sağlayan derin duygularla izleten filmleri tekrar tekrar izlerim) filmini izledikten sonra mesaja baktığımda bu yazdıklarım geldi.
Bu videodan sonra bende başka bir düşünce oluştu. Okul okuyup iyi bir gelecek kurmak, iyi bir evlilik yapıp “iyi” bir hayat yaşamakla; kötü yaşamak arasında aslında çok da büyük bir fark yok gibi geliyor. Aradaki fark, sadece beynimizde kurduğumuz planların bize mantıklı gelmesi ve onları uygulamaya çalışmamızdan ibaret. Oysa bu planlar her an değişebilir. Daha iyiye de gidebilir, daha kötüye de. Ama aslında bunun da çok bir önemi yok.
Şöyle düşünüyorum: Hayatta kalma mantığıyla ilerleyen evrimsel değişimimizde, ihtiyacımız olan şeyler gelişiyor, kullanmadıklarımız köreliyor. Beyin de tamamen mantıksal bir kurgu gibi. Ve biz, o beynin içinde bir yerdeyiz. Beynin yaptığı şey ise “gerçek” bilgisini, duyularımızın ilettiği kadarıyla bize sunmak. Biz de buna “gerçek” diyoruz. Zaten bu, hayatta kalmamız için yeterli.
Ama burada bir eksik var: İhtiyacımız olmayan şeyler olabilir. Ve bu yüzden göremediğimiz, algılayamadığımız tonla bilgi olabilir. Hayatta kalmak için gerekli olmayabilir ama zekâmızın, beynimizin gelişmesi için belki de buna ihtiyacımız var. Bilmediğimiz gerçeği daha fazla algılayabilmeye.
Bazen durup düşündüğümde; ne olduğumu, bu kadar ciddiye aldığım hayatımın nasıl bir şey olduğunu ve ne kadar önemli olduğunu sorguluyorum. Ve fark ediyorum ki aslında hiçbir şey bilmiyoruz. Sadece anlık olarak ne görüyorsak onu hafızaya atıyor, onun üstünden düşünüyoruz. Bence asıl önemli olan da bu.
Ben, bilmediğim, merak ettiğim ve hoşuma giden şeyleri öğrenmek ve deneyimlemek istiyorum. Zor olması ya da kolay olması çok da önemli değil. Mesela felsefeyle çok uğraşmıyorum. Zevk verdiği için değil; sadece kafamı kurcalayan, beni yoran bu tarz soruları çözebilmek için mecburen göz atıyorum.
Sigara içmeye başlamam da böyleydi. Deneyimini ve bilgisini bilmediğim için, zevk veriyor gibi göründüğü için başladım. Oyunlarda birinci olmak, oyunu daha iyi oynamaya çalışmak da aynı şekilde: Meraktan, bilgisizlikten ve zevk aldığımdan uğraşıyorum. Motokuryelik de öyle; bir yandan merak ve deneyim, bir yandan da zorunluluk. Zorunluluk dediğim şey, isteklerin dışında gelişen durumlar. Felsefe gibi… Ya da bir kız arkadaşının olması gibi.
Ben üniversite 1’e kadar kızlarla ilgili hiçbir deneyim yaşamadım. Sıfırdı. Ama çocukluğumdan beri hep merak ederim, hep isterim. Çünkü zevk vaat ediyor; az önce saydığım şeyler gibi. Ama korkuyorum. Kendimi yetersiz görüyorum. Sanki bu deneyime ait değilmişim gibi hissediyorum. Korku beni direkt kaçırıyor. Korktuğum şeyin üstüne gitmek yerine, ondan kaçıyorum.
Çocukken, lise 2’ye kadar gece karanlık koridordan tuvalete gidemezdim. Sonra pandemi zamanı odamdan hiç çıkmadım. Tuvalet hemen dibimdeydi ve korksam bile annemi çağırmak mantıksızdı. Zorunda kala kala değiştim. Yoksa hâlâ karanlıktan korkardım.
Bence bunun büyümekle çok ilgisi yok. Büyümek dolaylı yoldan etkiliyor sadece. Asıl değişim, zamanla zorunda kaldığın deneyimleri yaşamanla oluyor. Kız arkadaş, iyi alışkanlıklar, disiplinli bir Ömer… Bunlara dönüşebilmem için zorunda kalmam lazım. Yoksa ya zevk almıyorum ya da korkuyorum. Bu yüzden kendimi değiştiremiyorum.
Üniversite okumak da benim için böyle. Zevk almıyorum, zorunda da değilim; o yüzden okumuyorum. Bence herkes böyle yaşıyor ama çoğu farkında değil. Bir tür kontra tekniği gibi, farkında olmadan yapıyorlar.
Videoda da söylüyordu ya: Üniversite kötü bile olsa; araştırma yapabilmeyi, zor kitapları okuyabilmeyi, rapor yazabilmeyi, bir şeyler öğrenmeyi geliştiriyor diye. Bunlar zevk vermiyor ve zorunda da değilim. Ama insana bir şey katıyor mu? Katıyor. Ben de daha çok üniversite hayatını ve kültürünü öğrenmiş gibi hissediyorum ve bu bence çok iyi bir şey.
En büyük eksiğim, kızlı erkekli takılma meseleleri. O da zaten en başından beri korktuğum, kaçtığım ve bu yüzden beceremediğim ya da beceremeyeceğimi düşündüğüm bir şeydi. Bu yüzden hep kaçtım.
Korktuğum şeyleri yenmek isterim.
Ama nihai olarak kötü sonuçlara varan korkular hariç.
Yorumlar
Yorum Gönder