Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yeni bir şey daha buldum.

Soruyu çözmek, 'belki' onu tanımak için burdayız. Soruya 'gerçek' mantık ile baktığımızda bir şıkkımızın yanlış olduğunu öğrenebiliyoruz. Yani örnek vereyim: En mantıklı soruyu, düşünmemizin başında hiçlik olarak kabul ediyoruz. "O kendini nasıl yarattı? O, tüm güce sahip ise neden bize ihtiyaç duyuyor ve yaratıyor? Bunlar mantıksız. Çünkü düşününce mantıklı olan hiçlik olduğunu 'düşüncemizle' farkediyoruz zaten." Şıkkın ve örneğin yanlış olduğunu, yaşam, yani hayatta olmamız veriyor. Eğer hiçlik mantıklı olsaydı biz burada olmazdık. Bu döngü kısır döngü. Başı var, sonu yok. Başlangıcı ve sonu yok diye düşünüyordum. Evet, başlangıcı ve sonu yok. Ama eserinin başlangıcı ve sonu yok. Kendisinin başlangıcı var (Sonu varmı, bilmiyoruz.). Size şu resim ile örnek vereyim: "resim" Biraz zor olacak ama bu zorluğu başarma ihtimalim hala var. Zorluğun adı: farkındalık ve gurur. Yani bunların kötü yanı da var. Kötü yanı ise doğru olduğuna dair yüzde yü...
Ben de başarısız oluyorum. Spekülatif felsefe hakkında. Buraya sadece yaşayıp, ölmek için gelemem. Bu saçma. Başarısız olduktan sonra hangi düşüncemi gerçekleştireceğimi bilmiyorum. Sayısız düşüncem var. Okuldan ayrılmayı düşünüyorum. Herkesin dikkatini çekecek bir şey yapıp, düşüncelerimi aktarmayı düşünüyorum. Bunlar düşüncelerimin en bariz olanları. Bakış açıları geniş değil, empati kurmuyorlar, kuramıyorlar. Hiçbir şeyin farkında değiller. Aptal, mal kelimeleriyle zaman geçiriyorlar. Küçücük sinirini dışarı vuruyorlar. Ben hep onları üzmemek için içimde tutuyorum. Ama artık sabredemiyorum, evde sümüklü sümüklü ağlıyorum. Biz uydurulan, yanlış dinlere inanıyoruz. Bu dünya mantığı olmayan bir yer. "Farkında değiller!" Evlenip, sevgili yapıp, arkadaş yapıp zaman geçirmeye çalışıyorlar. Hiç hayatın bu yüzüne bakmıyorlar. Ailesindeki insanların iyi olmasını düşünüp, diğer insanları üzüyorlar. Çünkü şanssızlar. Sevgilileri olmasaydı, arkadaş ilişkilerinde başarısız olsalardı, ...
Eskiden söylediklerimin arkasındayım. Bir mutluluk, iki mutsuzluk getiriyor. Şu an mutlu günümdeyim. Nedense pek kullanmaya çekindiğim, kullanmayı sevmediğim o kelime, huzur var. Sanki o depderin düşünceden yavaşça uzaklaşıyor, böyle kalıyor gibiyim. İçimde her zaman gülümseme, gülme geliyor (Hala yazmadığımı fark ettiğim, çok önceden düşündüğüm durum:  Gülmek, mutluluk ve mutlu edici şeyler ile, güçlü olmakla veya buna benzer durumlarla alakalı değildir. Aşağılanan şeylere güleriz. Aşağılanan şeylere güldüğümüzde ise aşağılanan kişi kendini kötü hisseder. Bazen çok üzülür, bazen üzüldüğünü hissetmez ama yine de üzülür. Bunu akılda düşünüp, örnek verdiğimizde sen de fark edeceksin. Şöyle bir şey de var ki gülümseme ile gülme eylemi aynı değildir. Asıl gülme ile alakası olmayan gülümseme eylemi ve ağlamak, mutluluk ve mutlu edici şeyler ile alakalıdır. ) Ben bu aralar içten içten kahkaha atıyorum. Diğer insanların hallerine gülüyorum. Bu iki sene içindeki ben değilim. Çok değişmeye ...