Ana içeriğe atla

Gelişme-e me

Şu ana kadar yeni bir şey bulamadım. Kendi kendine gelen, farklı düşünce yeteneği mi denir, bilmiyorum. Sanki kaybettim. Ama her zaman, her şey yolunda. Zamanla beraber ilerliyorum. Ortalama bir aydır drone kumandasında ağır olmayacak şekilde, simülasyon programı ile çalışıyorum. İlerde belki bununla çok para kazanacağım. Düşünsene en kolay meslek ile çok fazla para kazandığımı. Motorsiklet sürmeyi öğrenir gibi öğrenip, dünyanın en saçma olaylarından biri olan yarışlara katılıp kolay ve fazla para kazanırım belki. Belki de yazılımcı olacağım. Şanslıyım böyle imkânlarım olduğu için. Fakat yine anlamsız buluyorum. Çünkü bunları yapsam da, kazanacağım şey düzen ve para. Belki düzen bile olmayacak. Her türlü zarardayım. Şu anda yaptığım şey de bunların tam tersi. Evde, sıcacık koltuğumda oturup, video, azıcık oyun oynuyorum. Dizi izlemiyorum. Film arada sırada izliyorum. Çünkü sıkıcı. Her şeyden azıcık azıcık yapıyorum. Babamla kuzenlerimden aldığımız gitarı günde en fazla on beş dakika çalışıyorum. Çoğu günler çalışmıyorum. Drone sürmeye çalışıyorum. Masa tenisine çalışıyorum. Yeni merak sardığım, beatbox yapmaya çalışıyorum. Bunun gibi bir sürü şey var. Tabii çok olduğu için hepsinde başarısızım.
Düzeltemiyorum da. Hepsinde başarılı olmak istiyorum çünkü. Nedeni de sanırım harcadığım zamanın boşa gitmesini istemediğim için istiyorum. Ne yaparsam yapayım zamanı boşa harcıyormuşum gibi hissediyorum. Hayatının yazdığım yazının son bir ayı böyle geçiyor. Hiçbir şey elimde değil. Hiçbir şeyi kontrol edemiyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atraksiyon ariyorum ve bilinmeyeni ogrenmeyi amaçlıyorum (zorunda oldugum icin)

Arkadaşımla üniversite diplomasinin önemini konuşuyorduk. Bir kaç gün sonra evrim ağacının bu konuyla alakalı videosunu izleyip ona attım. Sonra bir şeyler yazdı ve benim aklıma sanırım dördüncü veya beşinci sefer izlediğim doktor strange (farklı düşüncelere dalmami sağlayan derin duygularla izleten filmleri tekrar tekrar izlerim) filmini izledikten sonra mesaja baktığımda bu yazdıklarım geldi.  Bu videodan sonra bende başka bir düşünce oluştu. Okul okuyup iyi bir gelecek kurmak, iyi bir evlilik yapıp “iyi” bir hayat yaşamakla; kötü yaşamak arasında aslında çok da büyük bir fark yok gibi geliyor. Aradaki fark, sadece beynimizde kurduğumuz planların bize mantıklı gelmesi ve onları uygulamaya çalışmamızdan ibaret. Oysa bu planlar her an değişebilir. Daha iyiye de gidebilir, daha kötüye de. Ama aslında bunun da çok bir önemi yok. Şöyle düşünüyorum: Hayatta kalma mantığıyla ilerleyen evrimsel değişimimizde, ihtiyacımız olan şeyler gelişiyor, kullanmadıklarımız köreliyor. Beyin de tamam...
Eskiden söylediklerimin arkasındayım. Bir mutluluk, iki mutsuzluk getiriyor. Şu an mutlu günümdeyim. Nedense pek kullanmaya çekindiğim, kullanmayı sevmediğim o kelime, huzur var. Sanki o depderin düşünceden yavaşça uzaklaşıyor, böyle kalıyor gibiyim. İçimde her zaman gülümseme, gülme geliyor (Hala yazmadığımı fark ettiğim, çok önceden düşündüğüm durum:  Gülmek, mutluluk ve mutlu edici şeyler ile, güçlü olmakla veya buna benzer durumlarla alakalı değildir. Aşağılanan şeylere güleriz. Aşağılanan şeylere güldüğümüzde ise aşağılanan kişi kendini kötü hisseder. Bazen çok üzülür, bazen üzüldüğünü hissetmez ama yine de üzülür. Bunu akılda düşünüp, örnek verdiğimizde sen de fark edeceksin. Şöyle bir şey de var ki gülümseme ile gülme eylemi aynı değildir. Asıl gülme ile alakası olmayan gülümseme eylemi ve ağlamak, mutluluk ve mutlu edici şeyler ile alakalıdır. ) Ben bu aralar içten içten kahkaha atıyorum. Diğer insanların hallerine gülüyorum. Bu iki sene içindeki ben değilim. Çok değişmeye ...

ne yapacağım

Kaç gündür ne yaptığımı bilmiyorum. Üniversitede yapacak hiçbir şeyim yok. Ya arkadaşlarımla içiyoruz ya da boş boş kafede oturuyoruz. Artık yurtta oturmaktan sıkılıyorum. Eskiden sevgilim varken her gün dışarı çıktığım için bir alışkanlık edindim ama o olmadığı zaman ne yaptığımı bilmiyorum. Hiçbir ciddiyetim kalmadı artık. Sevililikle tam olarak bir alakası yok. Üniversitedeki o eski heyecanım da kalmadı. Bazen bırakıp, babamın dükkanına şimdi geçsem diyorum ama üniversiteden gidersem çok şey kaybederim diye düşünüyorum. Üniversitedeki felsefe derslerine çalışmak hiçbir şey kazandırmayacakmış gibi geliyor artık. Bu yüzden hiçbir şekilde kitapları açmıyorum, yapmanın bir mantığı yok gibi geliyor. Gerçi bu aralar yeni sevgili bulma ümidiyle bi buhran bi mutlu hissedip durdum, ondan da olabilir. Amına koyduğumun hayatında diğer insanlar ne yaptığını biliyor gibi gözüküyor, ben bilmiyorum. Belki de yaptığımız şeyleri çok düşündüğüm için bilmediğimi öğrendim. Ya da dopamin fazlalığından s...