Ana içeriğe atla

Düşüncelerimi yazıya aktaramıyorum

Düşünceleri tamamen yazıya aktaramıyorum. Bunu yapamıyorum. Çok yapmak istiyorum. Ama olmuyor.
Bana ne yaptın?  Niye yaptın? Sen kimsin? Seni bu sefer bulacağım. (25.01.2020 bulamıyorum)

Ağlayıp bulmaya çalışıyorum. Gülüp, insanlarla dalga geçip kafamı toparlıyorum. Sonra tekrar bulmaya çalışıyorum. 42 sayısı .d komik, değil mi? Herkes gülüyor. Tebrik ederim. İnançlar... Kandırdın tüm insanları. Hala da kanıyoruz, kanıyorum. Hala korkuyorum. yazık değil mi? Senin için değil. Çünkü geçici bir düşünce diye düşünüyorsun. Oysa ki bu an bile geçici. Bunu okuyan sen. Şu an da geçecek. Ben bu üstteki yazdıklarımı ona diyorum. Sen, okuyana değil. Onu bulacağız. De bana. Aşağıla beni. Salak, deli de. Aptal de. Otizmli de. Engelli, Yazık de. Sıkıntılı de. Kıyamam deme. Sinirimi tekrar bozarsın. Çünkü bunları sen kıyıp da yaptın.

Masa tenisi oynayıp, yenilip sinir oluyorum. Drone sürüp, süremeyip sinir oluyorum. Müziklerle konuşuyorum. Sinir olmaktan kurtuluyorum. İki tane bana sahip şey var. Düşünce ve müzikler. Bunlar olmadığında bir hiçim. Onu bulamam.

Düşüncemin yazıya aktarılmasının belki ortalama 10%'si, belki çok daha az. Aktaramıyorum. Üçüncü şeye ihtiyacım var. Bunun da ne olduğunu bilmiyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atraksiyon ariyorum ve bilinmeyeni ogrenmeyi amaçlıyorum (zorunda oldugum icin)

Arkadaşımla üniversite diplomasinin önemini konuşuyorduk. Bir kaç gün sonra evrim ağacının bu konuyla alakalı videosunu izleyip ona attım. Sonra bir şeyler yazdı ve benim aklıma sanırım dördüncü veya beşinci sefer izlediğim doktor strange (farklı düşüncelere dalmami sağlayan derin duygularla izleten filmleri tekrar tekrar izlerim) filmini izledikten sonra mesaja baktığımda bu yazdıklarım geldi.  Bu videodan sonra bende başka bir düşünce oluştu. Okul okuyup iyi bir gelecek kurmak, iyi bir evlilik yapıp “iyi” bir hayat yaşamakla; kötü yaşamak arasında aslında çok da büyük bir fark yok gibi geliyor. Aradaki fark, sadece beynimizde kurduğumuz planların bize mantıklı gelmesi ve onları uygulamaya çalışmamızdan ibaret. Oysa bu planlar her an değişebilir. Daha iyiye de gidebilir, daha kötüye de. Ama aslında bunun da çok bir önemi yok. Şöyle düşünüyorum: Hayatta kalma mantığıyla ilerleyen evrimsel değişimimizde, ihtiyacımız olan şeyler gelişiyor, kullanmadıklarımız köreliyor. Beyin de tamam...
Eskiden söylediklerimin arkasındayım. Bir mutluluk, iki mutsuzluk getiriyor. Şu an mutlu günümdeyim. Nedense pek kullanmaya çekindiğim, kullanmayı sevmediğim o kelime, huzur var. Sanki o depderin düşünceden yavaşça uzaklaşıyor, böyle kalıyor gibiyim. İçimde her zaman gülümseme, gülme geliyor (Hala yazmadığımı fark ettiğim, çok önceden düşündüğüm durum:  Gülmek, mutluluk ve mutlu edici şeyler ile, güçlü olmakla veya buna benzer durumlarla alakalı değildir. Aşağılanan şeylere güleriz. Aşağılanan şeylere güldüğümüzde ise aşağılanan kişi kendini kötü hisseder. Bazen çok üzülür, bazen üzüldüğünü hissetmez ama yine de üzülür. Bunu akılda düşünüp, örnek verdiğimizde sen de fark edeceksin. Şöyle bir şey de var ki gülümseme ile gülme eylemi aynı değildir. Asıl gülme ile alakası olmayan gülümseme eylemi ve ağlamak, mutluluk ve mutlu edici şeyler ile alakalıdır. ) Ben bu aralar içten içten kahkaha atıyorum. Diğer insanların hallerine gülüyorum. Bu iki sene içindeki ben değilim. Çok değişmeye ...

ne yapacağım

Kaç gündür ne yaptığımı bilmiyorum. Üniversitede yapacak hiçbir şeyim yok. Ya arkadaşlarımla içiyoruz ya da boş boş kafede oturuyoruz. Artık yurtta oturmaktan sıkılıyorum. Eskiden sevgilim varken her gün dışarı çıktığım için bir alışkanlık edindim ama o olmadığı zaman ne yaptığımı bilmiyorum. Hiçbir ciddiyetim kalmadı artık. Sevililikle tam olarak bir alakası yok. Üniversitedeki o eski heyecanım da kalmadı. Bazen bırakıp, babamın dükkanına şimdi geçsem diyorum ama üniversiteden gidersem çok şey kaybederim diye düşünüyorum. Üniversitedeki felsefe derslerine çalışmak hiçbir şey kazandırmayacakmış gibi geliyor artık. Bu yüzden hiçbir şekilde kitapları açmıyorum, yapmanın bir mantığı yok gibi geliyor. Gerçi bu aralar yeni sevgili bulma ümidiyle bi buhran bi mutlu hissedip durdum, ondan da olabilir. Amına koyduğumun hayatında diğer insanlar ne yaptığını biliyor gibi gözüküyor, ben bilmiyorum. Belki de yaptığımız şeyleri çok düşündüğüm için bilmediğimi öğrendim. Ya da dopamin fazlalığından s...