Ana içeriğe atla

Ne yaparlar?

Tüm insanlar aynıdır. Bunu okuyan insan da öyle. Dertleşecek biri dediği insan ile diğer insanları kötülerler, aşağılarlar. Hatta çoğu zaman yüzlerine konuşurlar. Herhangi biriyle tartıştıklarında büyük oranda üstün gelmeye çalışırken aşağılayarak, yükselmeye çalışırlar. Karşısındaki insanı üzerler. Oyun oynarlar, kaybeden sinirlenir. Kazanan, mutlu olur. Yan etkisi ise kendine güveni artar ve kaybedenleri aşağılamaya başlar. Yaşı küçük olan birini küçümseyip, dalga geçip davranırlar. Bunun gibi davranışları neredeyse tümünü düzeltmek imkansızdır. Çünkü sonsuz bir döngüdeler. Ailesi de böyle davranır. Okuldaki örnek aldığı arkadaşları da böyle davranır. Bu bulaşıcıdır. Kendine özgü bakış açısı kazanamazlar. Hep aynı kalırlar. Aslında kendilerine özgü bakış açısı kazanmalarına gerek yok. Bakış açılarını ve mutluluk duygusunu azıcık kontrol edebildiklerinde bunlar yavaş yavaş gidecektir. Örneğin, ben son birkaç aydır kendimi mutsuz, yalnız hissetmiyorum. Fakat bir yıl öncesinden önceki günlerde hep yalnız takılıyordum. Şu an yazdığım tüm olumsuz etkilerin hepsi vardı. Nasıl olduysa, sanki o kara delikten çıkıp, bir ışığa ilerliyorum. Ya da o beni çekiyor. Artık o yalnızlık bana aşırı iyi hissettiriyor. Düşüncelere dalıp, yalnız ve de mutsuz kalmıyorum. Bu insanlar sevgili bulmaya çalışıp, mutsuz hissediyorlar. Bulanlar da ne kazandığını bilmiyorlar. Hiçbir şey kazanmıyorsunuz. Evlenince, sevgili yapınca ya da herhangi buna benzer şeyde bir şey kazanılmıyor. Sana hiçbir artısı olmuyor. Dediğim gibi artık düşüncelere dalıp, yalnızlığın tadını çıkarıyorum. Yalnızlık kadar kıymetli bir şey yok. Size de tavsiye ediyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atraksiyon ariyorum ve bilinmeyeni ogrenmeyi amaçlıyorum (zorunda oldugum icin)

Arkadaşımla üniversite diplomasinin önemini konuşuyorduk. Bir kaç gün sonra evrim ağacının bu konuyla alakalı videosunu izleyip ona attım. Sonra bir şeyler yazdı ve benim aklıma sanırım dördüncü veya beşinci sefer izlediğim doktor strange (farklı düşüncelere dalmami sağlayan derin duygularla izleten filmleri tekrar tekrar izlerim) filmini izledikten sonra mesaja baktığımda bu yazdıklarım geldi.  Bu videodan sonra bende başka bir düşünce oluştu. Okul okuyup iyi bir gelecek kurmak, iyi bir evlilik yapıp “iyi” bir hayat yaşamakla; kötü yaşamak arasında aslında çok da büyük bir fark yok gibi geliyor. Aradaki fark, sadece beynimizde kurduğumuz planların bize mantıklı gelmesi ve onları uygulamaya çalışmamızdan ibaret. Oysa bu planlar her an değişebilir. Daha iyiye de gidebilir, daha kötüye de. Ama aslında bunun da çok bir önemi yok. Şöyle düşünüyorum: Hayatta kalma mantığıyla ilerleyen evrimsel değişimimizde, ihtiyacımız olan şeyler gelişiyor, kullanmadıklarımız köreliyor. Beyin de tamam...
Eskiden söylediklerimin arkasındayım. Bir mutluluk, iki mutsuzluk getiriyor. Şu an mutlu günümdeyim. Nedense pek kullanmaya çekindiğim, kullanmayı sevmediğim o kelime, huzur var. Sanki o depderin düşünceden yavaşça uzaklaşıyor, böyle kalıyor gibiyim. İçimde her zaman gülümseme, gülme geliyor (Hala yazmadığımı fark ettiğim, çok önceden düşündüğüm durum:  Gülmek, mutluluk ve mutlu edici şeyler ile, güçlü olmakla veya buna benzer durumlarla alakalı değildir. Aşağılanan şeylere güleriz. Aşağılanan şeylere güldüğümüzde ise aşağılanan kişi kendini kötü hisseder. Bazen çok üzülür, bazen üzüldüğünü hissetmez ama yine de üzülür. Bunu akılda düşünüp, örnek verdiğimizde sen de fark edeceksin. Şöyle bir şey de var ki gülümseme ile gülme eylemi aynı değildir. Asıl gülme ile alakası olmayan gülümseme eylemi ve ağlamak, mutluluk ve mutlu edici şeyler ile alakalıdır. ) Ben bu aralar içten içten kahkaha atıyorum. Diğer insanların hallerine gülüyorum. Bu iki sene içindeki ben değilim. Çok değişmeye ...

ne yapacağım

Kaç gündür ne yaptığımı bilmiyorum. Üniversitede yapacak hiçbir şeyim yok. Ya arkadaşlarımla içiyoruz ya da boş boş kafede oturuyoruz. Artık yurtta oturmaktan sıkılıyorum. Eskiden sevgilim varken her gün dışarı çıktığım için bir alışkanlık edindim ama o olmadığı zaman ne yaptığımı bilmiyorum. Hiçbir ciddiyetim kalmadı artık. Sevililikle tam olarak bir alakası yok. Üniversitedeki o eski heyecanım da kalmadı. Bazen bırakıp, babamın dükkanına şimdi geçsem diyorum ama üniversiteden gidersem çok şey kaybederim diye düşünüyorum. Üniversitedeki felsefe derslerine çalışmak hiçbir şey kazandırmayacakmış gibi geliyor artık. Bu yüzden hiçbir şekilde kitapları açmıyorum, yapmanın bir mantığı yok gibi geliyor. Gerçi bu aralar yeni sevgili bulma ümidiyle bi buhran bi mutlu hissedip durdum, ondan da olabilir. Amına koyduğumun hayatında diğer insanlar ne yaptığını biliyor gibi gözüküyor, ben bilmiyorum. Belki de yaptığımız şeyleri çok düşündüğüm için bilmediğimi öğrendim. Ya da dopamin fazlalığından s...