Akıldaki düşünceleri yazıya dökmek zaman alıyor ve zor. Bir sürü yazacağım şey var fakat hangisinden başlasam diye düşünüyorum. Birini düşünürken diğerini unutuyorum.
Artık kızlardan da nefret ediyorum. Nefret kelimesi yerine sevgili, kız arkadaş, cinsel bakış açısı veya herhangi benzer bir şey ile artık bakmıyorum. Ergenlik tavırlarını, boş muhabbetlerini, boş ortamlarını ve gereksiz insanlara hava atmasını gibi (bu özellik tüm insanlarda var) birçok sebepten dolayı istemiyorum. Tek işe yaradığı tarafları cinsel organımı uyandırıyor. Artık insanlardan nefret etmiyorum. Şimdiye kadar benim gibi düşüncesi olan hiçbir insana rastlamadım. Kendimi bu yüzden yalnız hissettiğimi fark ettim. Sanki görünmez, içimde biri varmış gibi beni izliyor, onu fark edince de anlık mutlu oluyorum. Son iki yılda çok hızlı değiştim. İki yıl öncesinde hiçbir şeyin farkında olmadan yaşadım. Çoğu insanın tabiriyle mal gibi bir insandım. Mal gibi bir insan olmak kötü değil, aksine en iyisidir. Çünkü hiçbir şeyi bilemezsin, öylesine yaşarsın. Sadece diğer insanların dediği hakaretler biraz üzer.
İleride ev yerine evden hiçbir eksiği olmayan karavanda yaşamayı hayal ediyorum. Oyunlarda çok iyi oynayıp, oyun üzerinden para kazanmayı hayal ediyorum. Evde babam ile sunta masayı tenis masası yapıp boş odaya kurduk. Her gece babam ile masa tenisi oynuyorum. Dünya masa tenisi birincisi olduğumu hayal ediyorum. Fakat bunları yaptığımda kazanacağım tek şey mutluluk olacak. Bir mutluluk için iki üzüntü doğduğunu bu aralar fark ettim.
Evlenmekten asla düşünmüyorum. Asla da bu fikrim değişmeyecek. İki yıl sonra üniversite sınavına gireceğim. Ezbere dayalı bir sınava gireceğim. Ezberim kötü ve çok zorlayacağından eminim. Ezberi iyi olan insan zeki, kötü olan insan aptal oluyor.
Kitap okumuyorum, okuyamıyorum. Okuduğumu anlamıyorum. Aklıma her an başka bir düşünce geliyor. Anlamam için çok uzun bir süre sıkılmadan, bir sayfayı yirmi kez de olsa okuduğumu anlayana kadar okuyup, yavaş yavaş düzeltmem gerekiyor. Fakat bu muhtemelen olmayacak. Çünkü direkt sıkılıyorum.
Sınıfımdaki edebiyat öğretmenine bu sorunumu açıkladığımda ise neden yaptığını bilmiyorum fakat "Eğer öyleyse salaksındır veya engellisindir." şeklinde bir cevap verdi. 9. ve 10. Sınıfta da bu öğretmen dersimize giriyordu. 9. Sınıfta bana bu cevap gibi hep kötü davranıyordu. 10. Sınıfta ise hatırladığım kadarıyla bu cevaptan sonra yavaş yavaş iyi davranmaya başladı ve neredeyse sınıfta en iyi davrandığı öğrenci ben oldum. Ama ben ne olursa olsun o öğretmenden nefretimin asla geçmeyeceğinden eminim. Evet kötü davranmak onun suçu değil fakat bendeki anlık bir sinir kalıcı bir nefrete dönüştü. Şu ana kadar gördüğüm tüm insanların bunun gibi davrandığının farkındayım. Şu ana kadar gördüğüm tüm insanların da böyle davranacağından farkındayım. Fakat onu yakından tanımak bana anlık bir sinir ile kalıcı bir nefret duygusu kazandırdı.
Şu ana kadar tanıdığım hiçbir insanların geniş bakış açısı yok. Neredeyse hiç empati kurmuyor, kurup da düşünmüyorlar. Hakareti koyup geçiyorlar. Sebebine de hak etti, hata yaptı diyorlar. Dünyanın en büyük suçunu işlese bile hiçbir insan hakareti asla hak etmez. Milyonlarca insanı tecavüz etse dahi, milyonlarca hayvanı sakat bıraksa dahi birçok neden ile hiçbir insan hakareti, cezayı hak etmez (varsa bilmediğim, ceza ile düzeltme yolları hariç). Nasıl yetiştirilmişse öyle devam eder. Nasıl öğrenmişse onu yapar. Cahil kalmıştır, aklı diğerlerinden farklıdır, onun suçu ve onun seçtiği bir şey değildir. Herkes suç işler. Küçük veya büyük. O işlediği suçu da aklında bir engel yoksa illa ki pişman olur. Örneğin ben o kadar çok övdüğünüz Atatürk'ü bile normal bir insan olarak görüyorum. Çok kötü bir suç işlemiş bir insan ile denk olarak görüyorum. O da zeki olarak doğmuş, iyi yetişmiş bir insan. Her insan gibi elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmış. Bizden hiçbir farkı yok. Ben de empati kurmamaları ya da kuramamaları yüzünden neredeyse tüm insanlardan nefret ediyorum. Evet, ben de anlık sinir ile çok nadiren de olsa hakaret ediyorum. Fakat sonrasında çok pişman oluyorum, gereksiz bir aşağılama olduğunu sonradan fark ediyorum. Bu da benim hatalarımdan biri. Nefret etmek de kontrol edilen bir şey değil.
Bu da paylaşmak istediğim, bir forumda "Neden Yaşıyoruz?" adlı konuya yapılan "Tüm canlılar hayatta kalmak için yaşar." cümlesine verdiğim cevap;
"Kimileri derdini bahane edip intihar eder. Kimileri ölünce ne olacağını merak ettiği için intihar eder. Kimileri ölünce ne olacağını merak ettiği için intihar etmek ister ama korkar. İnançlardan korkar. Belki onlar doğru diye düşünür, korkar. Saçma bir şekilde neden yaşadığını bilmeden yaşar. Kimileri hayalleri için yaşadığını bahane eder. Kimileri hayatta kalmak için veya hayallerini farkında olmadan bir amaç edinerek onu yapmaya çalışarak yaşar. Kimileri de bu soruyu hiçbir zaman düşünmez ya da düşünemez. Aklıma gelen bunlar. Tüm canlılar hayatta kalmak için yaşamaz. Ya korktuğu için ne yapacağını şaşırmıştır ya da bir düşünceyi amacı olarak kabullenmiştir veya kendine farkında olmadan yalan atmıştır. Bu durumumuzda bu sorunun cevabı yok, asla da bulamayız."
Biraz yanlış bilgileri olsa da uyumama ve öfkemi kontrol etmemi sağlayan Meditasyon isminde telefon uygulamasını kullanıyorum. Bu aralar deli gibi uykum gelene kadar uyumuyorum ve uyku için yaptıkları kayıt ise yarısına gelmeden uyuyorum. Böylesi daha iyi.
Bu da son aylarda benim en sevdiğim müzik;
Mike Oldfield - Nuclear
İngilizce bilmiyorum ve sözlerinin anlamına da bakmadım. Bakmayı da düşünmüyorum. Öğrenince tüm tadı kaçıyor. Böylesi daha iyi.
Yorumlar
Yorum Gönder